
Yaz Depresyonu Diye Bir Şey Var
Instagram'ı açıyorsun. Bir arkadaşın Yunanistan'da. Biri denize karşı kahvesini içiyor. Bir başkası valizini paylaşmış. Story'ler peş peşe geliyor, plajlar, gün batımları, tekneler, konserler... Sonra telefonu kapatıp kendi odana bakıyorsun. Belki bilgisayarının başındasın. Belki çalışıyorsun. Belki evdesin. Ve istemeden şu düşünce geliyor: "Herkes yazı yaşıyor da ben mi yaşamıyorum?"
Aslında bu his sandığından çok daha yaygın. Hatta bunun bir adı bile var: yaz depresyonu. Çoğu kişi depresyonu kış aylarıyla ilişkilendirse de bazı insanlar tam tersini yazın yaşıyor. Çünkü yaz mevsimi sadece sıcak havayı değil, beraberinde büyük beklentileri de getiriyor. Tatil yapmalısın. Eğlenmelisin. Dışarıda olmalısın. Sürekli bir şeyler yaşıyor olmalısın...
Sonra iç sesin devreye giriyor tabii:
"Biraz daha para biriktirseydim ben de gidebilirdim."
"Keşke önceden plan yapsaydım."
"Bu yaz da boş geçti."
"Herkes benden daha iyi bir hayat yaşıyor."
Ama fark ediyor musun? Bu cümlelerin hiçbiri bugünü anlatmıyor. Hepsi, kendini suçlayan bir senaryo yazıyor. Bir de şu tarafı var bu arada: Sosyal medya bize hayatın tamamını göstermiyor. Kimse pazartesi sabahı işe yetişmeye çalıştığı anı paylaşmıyor. Kimse market poşetleriyle eve döndüğü günü paylaşmıyor. Kimse klima karşısında telefonda gezindiği öğleden sonrayı story atmıyor. Çünkü sosyal medya, hayatın özeti değil, en güzel karelerinin albümü.
Bu yüzden herkes aynı anda tatildeymiş gibi geliyor. Ama gerçek hayatta milyonlarca insan senin gibi çalışıyor, ders çalışıyor, çocuk büyütüyor, bütçesini toparlamaya çalışıyor ya da sadece bu yazı evde geçiriyor. Onları görmüyor olmamız, var olmadıkları anlamına gelmiyor.
Üstelik yazın güzel geçmesi için pasaport damgalarına ihtiyacın da yok. Bir akşamüstü yürüyüşü, arkadaşınla içilen buz gibi bir kahve, balkonda okunan bir kitap, sevdiğin biriyle edilen uzun bir sohbet... Bunlar da yazın ta kendisi.
Belki bu yaz senin "seyahat ettiğin yaz" olmayacak. Belki "çok çalıştığın yaz" olacak. Belki para biriktirdiğin, kendini toparladığın ya da sadece nefes aldığın yaz olacak. Ve bunların hiçbiri kötü değil. Hayat, herkes için aynı takvimde ilerlemiyor.
Bugün gördüğün bir tatil fotoğrafı, bir başkasının birkaç gününü gösteriyor. Sen ise kendi hayatının tamamına bakıp onu o birkaç kareyle kıyaslıyorsun. İşte can yakan taraf tam olarak bu.
O yüzden bugün kendine küçük bir hatırlatma bırak: Hayatın şu an tam olması gereken yerde. Başkasının yazı seninkinden daha değerli değil. Ve bir gün sen de dönüp bu döneme baktığında, belki seni en çok büyüten yazın bu olduğunu fark edeceksin.














































































































































































































































































































