Pepzine
Yıldız Kozası
Romantik Hikayeler 1 dk okuma

Yıldız Kozası

Selin çocukluğundan beri gökyüzüne bakarken hep aynı hayali kurardı: Yıldızlara dokunabilmek. Ama ne zaman gözlerini kapatsa, yıldızlar sadece gökyüzünde değil; orada da belirirdi. Sanki evrenin her köşesi ona aynı mesajı fısıldıyordu: “Ben buradayım.”

Ve bir gece, gerçekten oldu. Gözlerini kapadığında gördüğü yıldızlardan biri, şekil alıp karşısına çıktı. İnsan suretine bürünmüş bir yıldız… adı Işar’dı. Saçları, galaksilerin tozundan dokunmuştu; gözleri, göklerde yanıp sönen takımyıldızlarının parıltısını taşıyordu.

“Beni hep gördün,” dedi Işar. “Çünkü sen kalbini, evrenin en karanlık yerlerine bile açabildin. Yıldız ışığı karanlıkta parlar. Senin yaralarında bile.”

Selin onun karşısında titredi.

“Sen… gerçek misin yoksa hayalim mi?”

Işar gülümsedi:

“Ben bir yıldızım. Hayal edildikçe daha çok parlarım. Ama senin kalbine düştüğümde gerçeğe dönüştüm.”

Günler ve geceler birbirine karıştı. Selin Işar’la birlikteyken gökyüzünü artık sadece yukarıda değil, her yerde görmeye başladı; bir kadehin içindeki su damlasında, gümüş gibi parlayan dalgalarda, kendi yaralarının morluklarında bile. 

Onların aşkı, gündüzleri görünmezdi. Ama gece çöktüğünde, yıldızın kalbi insanın kalbiyle birleştiğinde, tüm şehirde ışıklar titrerdi. İnsanlar pencerelerinden bakıp, “Bu gece yıldızlar neden bu kadar yakın?” diye fısıldardı.

Oysa kimse bilmezdi ki bir insan kalbi, bizzat yıldızın kendisine aşık olmuştu. Ve evren, bu aşkı görebilmek için her yerde parıldıyordu.

Pepapp

Pepapp’ta devam et

Tüm içerikler, döngü takibi ve daha fazlası uygulamada.

Uygulamada Aç