Pepzine
Aşkın Büyüsü
Romantik Hikayeler 3 dk okuma

Aşkın Büyüsü

Mistik dükkanın adı Ayışığı ve Adaçayı idi. Raflarda kristaller, kurutulmuş otlar, tarot desteleri ve yüzlerce mum duruyordu. Dükkanın sahibi Elara, şifacı bir kadındı. Bir cadı. Ama insanların sandığı kadar güçlü bir cadı değildi. En azından aşk konusunda.

Çünkü ne zaman o yakışıklı yazar kapıdan içeri girse, bütün büyülerini unutuyordu. Adamın adı Adrian’dı. Her hafta aynı saatte gelir, çalışma masası için farklı bir mum alırdı.

“Bu hafta hangisi?” diye gülümseyerek sorardı Elara.

“Yazmak için odaklanmam gerekiyor.”

“ O zaman biberiye.”

Adrian bazen daha uzun kalırdı. Bir fincan çay içer, yeni yazdığı bölümlerden bahsederdi, bazen de hiçbir şey almadan giderdi. Elara, o kitaplara bakarken onu süzerdi. Onunla ilgili şeyler düşünürdü. Acaba sevgili olduğunda nasıl birine dönüşüyordu? Dükkana ondan hoşlandığı için mi bu kadar sık geliyordu? Bazen farkında olmadan evde, yemekte ya da yürüyüşte de kendini onu düşünürken buluyordu. Bir keresinde onunla öpüştüğünü hayal etti. Kendi kendine gülümsedi: “Delisin Elara, deli!” dedi. 

Ama içinde korkunç bir şüphe de vardı. Ya ondan biraz bile hoşlanmıyorsa?

Bir gece dükkan kapandıktan sonra küçük bir aşk tütsüsü hazırladı:

Gül yaprakları.

Tarçın.

Bir tutam misk otu.

Ve utançla karışık bir dilek:

“Bana aşık olsun.”

Ertesi gün Adrian geldi.

Ve her şey tuhaf bir şekilde değişti.

Bakışları daha uzun sürüyor, gülüşleri daha sıcak oluyordu. Sonunda bir akşam dükkan kapandıktan sonra Elara’nın elini tuttu:

“Seninle yemek yemek istiyorum.”

Elara şaşırdı. Büyünün gerçek olmasından çok, onun  düşündüğünden daha tatlı olabileceğini gördüğü için. 

O gece yemeğe çıktılar. Uzun uzun sohbet ettiler. Adrian evine bırakırken onu masum ama sıcak bir biçimde öptü. 

Elara’nın istediği olmuştu. Romantik bir aşık, adım adım ilerleyen bir ilişki. Ama umduğu kadar mutlu olmamıştı. Çünkü her güzel sözün arkasında aynı soru vardı:

“Bunu sen mi söylüyorsun, yoksa benim büyüm mü?”

Bir süre sonra suçluluk dayanılmaz hale geldi.

Bir akşam Adrian’ı dükkana çağırdı. Mumlar yanıyordu. Yağmur camlara vuruyordu. Elara derin bir nefes aldı:

“Sana bir şey söylemem gerekiyor.”

Adrian’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Ben… seni… ben seni büyüledim.”

Sessizlik.

“Ne?”

“Sana aşk tütsüsü hazırladım. Bana aşık olmanı istedim. Belki de bütün bunlar gerçek değil.”

Adrian birkaç saniye ona baktı. Sonra beklenmedik şekilde güldü. Elara şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.

“Neden gülüyorsun?”

Çünkü Adrian cebinden küçük bir not defteri çıkarmıştı.

Defterin arasında eski, sararmış bir kağıt vardı.

Tarih aylar öncesini gösteriyordu. Elara’nın tütsüyü hazırlamasından çok önceyi.

Kağıdın üstünde tek bir cümle yazıyordu:

“Ayışığı ve Adaçayı dükkanındaki cadıya aşık oldum.”

Elara’nın nefesi kesildi.

“Bu…”

“Roman notlarım.”

Adrian başını eğdi.

“İlk gördüğüm günden beri senden hoşlanıyordum.”

“Ama tütsü…”

“O gün tütsüyü yaktığında zaten sana aşıktım.”

Elara’nın gözleri doldu.

“Peki ya sonrasında?”

Adrian gülümsedi.

“Sonrasında da sana aşıktım.”

“Nasıl emin olabilirsin?”

Adam onun ellerini tuttu.

“Çünkü ben büyüye inanmıyorum. Ama aşka inanıyorum”

Elara kaşlarını kaldırdı.

“Ne?”

Adrian onu kendine çekti. Elara şimdi kollarındaydı. 

“Yani kötü haber şu: Beni büyüleyemedin.”

Elara güldü.

“İyi haber?”

“Belki de o tütsü elimi çabuk tutup, sana açılmamı sağladı.”

Bir an sessizlik oldu. Sonra ikisi de kahkahaya boğuldu. 

Birbirlerine sarılmış haldeyken Elara Adrian’ın gözlerinin içine sevgiyle baktı. Ve ilk kez birinin onu kendi iradesiyle sevmesinin, bütün büyülerden daha güçlü olduğunu anladı.

Masum öpücük, tutkulu öpücüğe dönüştü. 

Pepapp

Pepapp’ta devam et

Tüm içerikler, döngü takibi ve daha fazlası uygulamada.

Uygulamada Aç