Pepzine
Gece Yasemini (1. Bölüm)
Romantik Hikayeler 2 dk okuma

Gece Yasemini (1. Bölüm)

İlk Aşk

Gün batmak üzereydi. Işık, çiçekçinin camından içeri altın gibi süzülüyor, beyaz yaprakların üzerine son kez dokunuyordu. Mina her akşam olduğu gibi vazoları düzeltiyor, kuruyan dalları ayıklıyordu.

Elindeki beyaz çiçeğe baktı. Parmakları istemsizce yaprakların kenarını okşadı. Gece yasemini. Sadece geceleri açardı. Kokusu ağır değildi. Ama o koku içinde bir şeyleri uyandırdı. Ona birini hatırlattı.

Bir zamanlar aşık olduğu adamı. Bir gün hiçbir şey söylemeden kaybolan ilk aşkını.

*

Geceydi. Ders çalışmaktan dönüyordu. Sokaklar ıssızdı. Adımlarını hızlandırmıştı. TÇünkü takip edildiğini hissetmişti. Dönüp bakmaya korkuyordu ama baktı. Arkasında gerçekten biri vardı. Siyah kapüşonlu. Yüzü görünmüyordu. Ama bakışlarını hissediyordu.

Kalbi hızlanmıştı. Nefesi daralmıştı. Tam koşmaya başlayacakken… Keskin, derin, gecenin içinden gelen bir ses duydu. Bir hırlama.

Adam bir an duraksamıştı.

Ve sonra… başka biri çıkmıştı karanlıktan.

Ay ışığı yüzüne vurmuştu. Parlak bir cilt. Uzun, siyah saçlar. Ve tuhaf bir sakinlik. Sanki o dünyaya ait değildi.

Siyah kapüşonlu adam geri çekilmişti. Korkup kaçmıştı. Adam da peşinden gitmişti.

Mina olduğu yerde donup kaldı. Sonra yabancı geri geldi ama ona yaklaşmadı. Sadece elini uzattı. Elinde bir çiçek: Gece yasemini.

“Artık korkmana gerek yok,” dedi. Sesi… tuhaf bir şekilde tanıdıktı. Mina çiçeği aldı.

Adam gülümsedi. Sonra… arkasını döndü. Dolunayın ışığında yürüdü. Ve karanlığa karıştı.

Sonrası… daha tuhaftı. Mina her gece aynı yoldan yürüdü. Ve her gece yalnız olmadığını hissetti. O adam… hep oradaydı. Uzaktan. Sessizce. Onu takip etmiyordu. Onu koruyordu.

Hiç konuşmadılar. Ama Mina her gece onu hissetti. Ve her gece ona biraz daha aşık oldu.

Sonra o adam yavaş yavaş silindi. Ya da öyle sandı.

*

Bir an anılarından sıyrılan Mina elindeki yasemine baktı, sonra camdan gökyüzüne: Bugün dolunay vardı.

Kapının üzerindeki zil aniden çaldı.

Mina, “Bir saniye!” diye seslendi, arka taraftan.”Geliyorum.”

Gökyüzü artık mora dönmüştü. Ayın ilk ışığı camdan içeri süzülmeye başlamıştı. Ve sonra o sesi duydu.

“Gece yasemini istiyorum.”

Mina nefes almayı unuttu. Bir süre olduğu yerde kaldı. Kendini toparlayıp yavaşça ön tarafa yürüdü. Adımları temkinliydi. Sanki yanlış bir hareket her şeyi yok edebilirdi.

Ve girişte onu gördü. O parlak, vahşi yıldızı.

Hiç değişmemişti.

Aynı uzun boy. Aynı siyah saçlar. Aynı… imkansız güzellik. Ama bu sefer gözlerinde bir şey vardı. Bir karanlık. Ya da bir kararlılık.

Mina dudaklarını araladı ama sesi çıkmadı. Sadece başını sallayabildi.

Adam çiçeklere yaklaştı. Parmakları beyaz çiçeklerin üzerinde gezindi.

Ve sonra ona döndü, daha yakınına geldi… durdu. Gözlerinin içine baktı. Ela gözleri parlıyordu.

“Seni… özledim.”

Mina’nın kalbi sıkıştı.

Gökyüzü artık kapkaranlıktı. Dolunay artık daha belirgindi.

Ve uzaklardan… çok uzaklardan… bir uluma duyuldu.

Adamın omuzları gerildi. Sanki bir şey onu çağırıyordu. Sanki içinde… bastırılmış bir şey uyanıyordu.

Gökyüzünde dolunay yükseldi. Ve ışık… yüzüne vurdu. Gözleri altın rengine döndü.

Mina bir adım geri çekildi. Ama korkudan değil. Hatırlarladıklarından.

“Sen…” dedi fısıldayarak. “Beni terk etmedin, değil mi?”

Adamın nefesi hızlandı.

“Kaç,” dedi kısık bir sesle. “Lütfen… kaç!”

Ama Mina gitmedi. Çünkü o an anladı:

Onu terk eden şey… o adam değildi. Onu ondan alan… başka bir şeydi.

Ve şimdi… geri gelmişti.

“Gitme” dedi. Mina “Bu sefer gitme.”

Adam kontrolünü kaybetmek üzere olan birinin sesiyle cevap verdi:

“Bununla başa çıkabilecek misin?”

Pepapp

Pepapp’ta devam et

Tüm içerikler, döngü takibi ve daha fazlası uygulamada.

Uygulamada Aç