
Sonsuz Aşk
Gece ile sabahın arasındaki o ince çizgide, ormanın kalbinde bir ışık titreşti. Gümüşi kanatlarını açan Luna, sabahın ilk nefesinde doğdu. Kanatlarında gökyüzünün mavisi, çiğ tanelerinin ışıltısı vardı. Fakat biliyordu, ömrü sadece bir gündü.
Yine de korkmadı. “Bir gün yeter,” diye fısıldadı rüzgara, “eğer o günü severek geçirirsem.”
Aynı ormanda, yüzyıllardır yalnız bir ruh dolaşıyordu: Vladin.
Bir zamanlar insan, şimdi sonsuz gecelerin efendisi. Kalbi atmazdı ama sessizlikte hala bir şey hissederdi; bir eksiklik, bir sıcaklık özlemi. Güneşi unuttuğu kadar, duygusunu da unutmuştu.
Luna, bir çiçeğin üzerinde kanat çırparken Vladin saklandığı kavuğun soğuğunda onu gördü. Kelebeğin ışığı, karanlık kalbinin ta derinine sızdı.
“O kadar… canlı ki,” diye mırıldandı.
Luna korkmadı ondan. Yaklaştı. “Sen gölgesin,” dedi gülümseyerek, “ama karanlığın bile ışığı aradığını biliyorum.”
O anda zaman durdu. Vampirin gözlerinde yüzyılların susuzluğu, kelebekte ise bir günün parlayan cesareti vardı.
Luna onun soğuk eline dokundu. “Beni incitme,” dedi.
Vladin başını eğdi, sesi titredi: “Senin gibi bir şeyi kırarsam, kendimi sonsuza dek affedemem.”
Luna gözlerini kapadı, yüzünü ona yasladı.
“Seninle olmak,” dedi, “sonsuzluktan daha güzel. Çünkü sonsuzlukta duygular yavaşça ölür ama ben bugün yaşıyorum. Gerçekten yaşıyorum.”
O an Vladin onu öptü. Kan, ruh ve ışık birbirine karıştı. Aşkın kıvılcımları ormanı kapladı.Bütün gece.
Ve gece, şafakla buluştuğunda vakit gelmişti. Luna zarifçe günün doğuşuna yürüdü, Vladin gölgelerde kaldı..
Güneşin ilk ışığı ufku boyarken Lura’nın kanatları parladı, tıpkı yanmak üzere olan bir yıldız gibi.
“Gitme,” dedi Vladin, “sana geceyi sunarım. Karanlığı, yıldızları, her şeyi… sadece kal.” Luna'nın gözlerinden çaresizlik gözyaşları süzüldü.
Ve güneş bir anda tüm görkemiyle yükseldiğinde Luna’nın bedeni ışığa karıştı. Altın tozu oldu. Fakat onun bir parçası Vladin’in kalbinde kaldı, ilk kez atan bir kalpte.
Vladin olduğu yerde diz çöktü.
“Ben sensiz gece olamam,” dedi, sesi titreyerek. “O halde izin ver, ben de seninle doğayım, Luna.”
Bir adım attı güneşe doğru.
Derisi yanmaya, bedeni çatlamaya başladı. Yavaş yavaş küle dönüştü ama son ana kadar yüzü sakin kaldı.
Çünkü nihayet kalbi bir şey hissediyordu: Aşkın sıcaklığını.
Bir kelebek ve bir vampir -biri bir gün yaşadı, diğeri sonsuza kadar- aynı ışığın içinde yok oldular. Ama orman o günden sonra her sabah, o noktadan doğan altın bir toz ve gri bir dumanla uyanır oldu. Ve her sabah, rüzgârın taşıdığı bir fısıltı yankılandı:
“Bir gün yetti bize. Çünkü biz o günde sonsuzluğu bulduk.”








