
Başka Bir Hayatta
Defne İstanbul’da bir sabaha uyanırken aynı rüyayı üçüncü kez görmüştü.
Bir tren garı.
Gri bir gökyüzü.
Ve arkasını dönmeden yürüyen bir adam.
Yüzünü hiç seçemiyordu ama onu tanıyordu. Tuhaf bir kesinlikle.
O sabah, yıllardır kullanmadığı e-posta hesabına bir bildirim düştü. Gönderen: Arda K.
“Merhaba Defne. Bu mesaj sana ulaşır mı bilmiyorum. Ama geçen gece seni rüyamda gördüm.”
Defne’nin elleri titredi. On iki yıl. On iki yıl önce üniversitede tanışmışlardı. Aynı bölüm, aynı atölye, aynı kahve makinesinin önünde beklerken başlayan bir sohbet. O zamanlar her şey mümkündü. Yurt dışına gitme hayalleri, sanat projeleri, birlikte başka şehirlerde kaybolma planları…
Sonra hayat, o klasik hamleyi yaptı: Yollar ayrıldı. Arda Berlin’e taşındı. Defne İstanbul’da kaldı. Mesajlar azaldı. Saat farkı büyüdü. Hayat hızlandı.
*
Arda bir konferans için İstanbul’a geliyordu.
“Bir kahve içer miyiz?” diye sordu.
Defne kabul etti. Galata’da küçük bir kafede buluştular. İlk bakışta ikisi de şunu fark etti: Tanıdık. Ama aynı değiller. Arda’nın saçlarına birkaç beyaz düşmüştü. Defne’nin bakışları daha derindi.
“İyi misin?” diye sordu Arda.
Bu, on iki yılın ardından sorulabilecek en tehlikeli soruydu. Defne gülümsedi.
“İyiyim. Sen?”
İkisi de tam doğruyu söylemedi.
Sonra Karaköy’den sahile indiler. Mart ayının serin rüzgarı vardı. Yan yana yürüdüler ama elleri değmedi. Arda bir noktada durdu.
“Hiç düşündün mü?” dedi. “Ya ben gitmeseydim?”
Defne sustu. Çünkü o ihtimali yüzlerce kez yaşamıştı. Alternatif bir evrende…
Orada küçük bir evleri vardı. Belki bir kedileri. Belki bir atölye.
Market listesini buzdolabına yapıştırıp birbirlerine saçma notlar bırakırlardı: “Süt al. Ve beni özle.”
Pazar sabahları biri erken uyanır, diğeri uyuyor gibi yapar ama kahve kokusunu beklerdi.
Çamaşırları birlikte asarlardı. Rüzgarda uçuşan çarşafların arasında gülüşürlerdi.
Bir fotoğraf albümü olurdu; çoğu bulanık, çoğu gülüşlü.
Ama bu evrende Defne başka biriyle birlikteydi. Arda’nın da başka bir hayatı vardı.
“Bazen,” dedi Defne,
Arda başını eğdi.
“Yani biz…?”
“Biz,” dedi Defne yumuşakça, “bir ihtimaldik. Ama her ihtimal yaşanmak zorunda değil.”
*
Ayrılma vakti geldiğinde vapur iskelesindeydiler. Arda vapura binecekti. Defne kalacaktı.
Arda döndü.
“Başka bir hayatta?” dedi.
Defne gülümsedi. Gözleri doluydu ama sesi sakindi.
“Belki aynı şehirde büyürüz. Belki aynı anda cesur oluruz. Belki o zaman zamanlama doğru olur.”
Vapur hareket etti. Defne el sallamadı. Sadece baktı. Bazı aşklar insanın kalbinde sessiz bir kapı olarak kalır. Defne kalbindeki o kapıyı tekrar kilitlemişti.







