Pepzine
Sakura Mevsimi (1. Bölüm)
Romantik Hikayeler 2 dk okuma

Sakura Mevsimi (1. Bölüm)

I

Tokyo’nun son bahar rüzgarlarını uğurlayıp, ilk pembe dokunuşlarını gökyüzüne savurduğu günlerde, Hina her sabah Yoyogi Parkı’ndan geçerek işe giderdi.

Her yıl aynı zamanlarda, sakura ağaçları yeniden çiçek açtığında, kalbinde tuhaf bir sızı hissederdi, sanki birini bekliyormuş gibi.

Bir zamanlar aşka inanmış, sonra kalbi yanmış, tüm fotoğraflarını yakmıştı. Artık ne ışığa ne gölgelere güveniyordu. Kalbini korumak için soğumuş, duygularını gömmüştü.

O sabah, Hina işe yetişmeye çalışırken alışılmadık bir şey oldu. Rüzgarla savrulan yapraklardan biri havada süzülürken saçına takıldı. Tam onu almak üzereyken bir el uzandı.

Adam gülümsedi ve “Sanırım bu çiçek seni seçti,” dedi.

Yumuşak, tanıdık bir sesti ama Hina onu daha önce hiç görmemişti.

Ağacın gövdesine yaslanmıştı, elinde eski bir Polaroid makinesi vardı. Adı Ren’di. Fotoğrafçıydı. Ren, her sabah aynı ağacın altında durur, elinde eski bir Polaroid makinesiyle insanları izlerdi. O an Hina, hayatının bir kareye sığabileceğini düşündü.

O günden sonra, her sabah aynı ağacın altında buluştular. Ren makinesinden çıkan fotoğrafları gösteriyor, “Işığın kalbini yakalayabilirsen, duyguyu da yakalarsın,” diyordu. Hina ise sessizce çay termosundan iki fincan döküyor, her yudumda kalbinin biraz daha açıldığını hissediyordu. Ren’in sözleri, yaprakların arasından süzülen ışık gibi içine işliyordu.

Bir fotoğrafta, sabah güneşinin ilk ışığında gülümseyen bir çocuk vardı.

“Bu, kalbinin unuttuğu masumiyet,” dedi Ren.

Başka bir fotoğrafta, yaşlı bir kadın, torununa sarılıyordu.

“Bu, sevginin zamana meydan okuyan hali.”

Bir başkasında ise Hina’nın kendisi vardı ama o fark etmedi.

“Bu, kalbinde hala yaşayan ışık.”

Her fotoğraf Hina’nın içinde bir perdeyi aralıyordu. Ruhundaki yorgunluk yerini meraka, sonra sıcaklığa bırakıyordu. Fakat sakuralar ne kadar güzelse, o kadar kısa ömürlüydü.

Her seferinde Ren biraz daha soluyordu. Rüzgar estiğinde saç telleri sakura yapraklarına karışıyor gibiydi.

Hina artık gülümsemeye başlamıştı. Uzun zamandır ilk kez içinden bir şey kıpırdıyordu; inanç gibi, umut gibi. Ama Ren’in gözlerindeki hüznü fark etmişti.

Bir gün Ren elindeki son fotoğrafı uzattı. Bu defa fotoğrafta hiçbir şey yoktu, sadece beyaz bir ışık.

“Bu ne?” diye sordu Hina.

“Bunu sen çözeceksin Hina,” dedi Ren.

Hina’nın bir an gözleri doldu. Bunun ne anlama geldiğini içten içe biliyordu.

Pepapp

Pepapp’ta devam et

Tüm içerikler, döngü takibi ve daha fazlası uygulamada.

Uygulamada Aç