Pepzine
İlk Kar
Romantik Hikayeler 2 dk okuma

İlk Kar

Aynı üniversitede okuyorlardı; aynı koridorlardan geçiyor, aynı kantinde sıraya giriyor, aynı kampüs yollarında yürüyordu ama hiçbir zaman “resmen” tanışmamışlardı.

Ji-ho her sabah kütüphaneye erken giden o sessiz kızı -Haneul’u- fark etmeden edemiyordu. Onu hiç rahatsız etmeden, sadece uzaktan izlediği küçük alışkanlıkları vardı. Mesela Haneul saçını kulağının arkasına her attığında Ji-ho’nun dikkati dağılır; kız, kitap sayfalarını çevirirken dudaklarını hafifçe büzdüğünde Ji-ho suçlulukla gülümserdi. Bir keresinde kapıdan çıkarken Haneul’un defteri yere düşmüş, Ji-ho kimseye çaktırmadan defterin arkasından minik bir çıkartma kaymış mı diye kontrol etmişti. Öyle nazik bir merak…

Haneul ise her gün ders çıkışı kantine girdiğinde, orada oturup kulaklıklarıyla çalışan o çocuğun -Ji-ho’nun- bakışlarının kendisine değdiğini hissederdi. Ama çocuk bakarken yakalanınca hızlıca gözlerini kaçırır, sonra utangaçça gülerek kahvesini karıştırırdı. Haneul, Ji-ho’nun kahvesini her zaman çok şekerli içtiğini fark etmişti. Bazen sırada beklerken onu suçlulukla izler, neden o kadar tatlı sevdiğini merak ederdi.

Birbirlerinin adını bile doğru düzgün bilmeden gün içinde küçük ve masum işaretler bırakıyorlardı: Ji-ho kapıyı bir saniye fazla tutuyor, Haneul teşekkür edip geçerken yanakları kızarıyordu. Haneul sınıf çıkışı rüzgar yüzünden uçacak gibi olan notlarını toplarken Ji-ho sessizce yardım ediyor; elini uzatırken parmakları parmaklarına çarpınca ikisi de nefesini tutuyordu. Kütüphane masasında karşılıklı oturduklarında biri su şişesini masanın kenarına koyunca diğeri aynısını yapıyor ama göz göze geldiğinde anında başını çeviriyordu.

Kalplerini saklıyorlardı… ama saklanmayan bir şey vardı: Bakışları. Ve bu küçük ayrıntılar, kimse fark etmese de, aralarında ince bir kırmızı ip gibi bağ örüyordu.

*

Ji-ho eve yürürken kulaklığındaki şarkıyı durdurdu. Havada bir değişiklik hissetmişti, soğuk değil, daha çok… bir çağrı gibi. Başını kaldırınca ilk karın düşüşünü gördü.

Tam o anda, karşı kaldırımda, bir kız da aynı şekilde durup gökyüzüne bakıyordu. Haneul, hızlı hızlı yürürken bir anda hızını kesmiş, kar tanelerine dokunmak için elini uzatmıştı. Parmaklarına düşen her tanede küçük bir mucize varmış gibi gülümsüyordu.

Aynı anda, aynı noktada, aynı gökyüzüne bakarak durdular. Tıpkı birbirlerini aylardır uzaktan seyrederken yaptıkları gibi. Aynı kampüste biriken sessiz bakışlar, içlerine söyleyemedikleri bütün minik hisler, o an gökyüzünden bir işaret gibi yağıyordu.

Ji-ho utancını yenip birkaç adım attı. Haneul da aynı anda yürüdü.

Sanki sokak daralmış, şehir uğultusu bir anda susmuştu. Birbirlerine yavaşça yaklaşırken kar aralarında sessiz bir köprü örüyor, ayaklarının altına ince bir büyü seriyordu. Yan yana durduklarında ikisi de ilk karı birlikte izlediklerini fark etmişlerdi. 

Bir kar tanesi Haneul’un saçına kondu. Ji-ho parmaklarıyla hafifçe aldı; içinde açıklayamadığı bir sıcaklık göğsüne yayıldı. O küçük dokunuş, bir kalbin diğeriyle temas edişi gibiydi.

Haneul fısıldadı:

“İlk kar… inanışa göre; ilk karı paylaştığın kişi, hayatında kalması gereken biriymiş. Eğer ilk karı birlikte görürseniz kaderiniz birbirine bağlanırmış… Ben batıl inançlara inanmam aslında...”

Ji-ho’nun gözleri gülümsedi.

“Ben de,” dedi Ji-ho, “ama şu an biraz inanmak istiyorum.”

Kar ayaklarının altında çıtır çıtır ederken kalplerinde beliren o tanıdık sıcaklığı ikisi de reddedemedi. Sanki ilk kar sadece bir sonuçtu, aslında hikaye kampüsün koridorlarında çoktan başlamıştı. Şimdi bu beyaz ve sessiz anda, sadece kalp atışlarının sesi duyuluyordu. İki kalp kendi kaderine doğru adım atmıştı.

Pepapp

Pepapp’ta devam et

Tüm içerikler, döngü takibi ve daha fazlası uygulamada.

Uygulamada Aç